ACABA..! KİM GÖREVİNİ YAPMIYOR?
25/10/2009
Bir ibret vakası:
Kim gâvur?
Alman asıllı Muhammed Abdullah, Müslüman olmadan önce, papaz olarak vazife yapıyordu. Şimdi Hamburg'taki Türkler'e Türkçe vaaz veriyor.
Müslüman olduktan sonra, Balıkesir'li bir Türk kızı ile de evlenen Abdullah'ın yolu bir gün, Türkiye'de bir bankaya düşer. Bankadaki görevli, yanındaki diğer memur arkadaşına Muhammed Abdullah'ın sarı saçları,sakalı ve Alman tipini kastederek,
"Gâvura bak! herhalde döviz bozduracak?" diye seslenir.
Sertaç Yeni'nin anlattığına göre çok iyi Türkçe bildiği için memurun söylediklerine bozulan Abdullah, memura;
"Gâvur olduğum benim alnımda mı yazıyor?" diye sorarak, cebinden küçük bir Kur'an-ı Kerim çıkarır. Memura uzatarak, okumasını ister. Memur, -şaşkın vaziyette- okumasını bilmediği için okuyamayacağını belirtir.
Bunun üzerine Muhammed Abdullah, Kur'an-ı Kerim'i hem okur, hem de manasını oracıkta verir. Görevli memura da son olarak şöyle der:
"Sen ne biçim Müslümansın? Kur'anı-ı Kerim'i yüzünden okumasını bile bilmiyorsun. Şimdi söyle bakalım, sen mi gâvursun yoksa ben mi?"
Memur ne yapsın, yetiştirilmediği için anne babasına mı, yoksa Müslüman olduğu ve kendisini zor durumda bıraktığı için Alman Muhammed Abdullah'a mı kızsı
velikara/iktibas
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Petgamberin Güzel Ahlâkı..!
3/9/2009
| AHLAKTA MÜKEMMEL ÖRNEK..! |
Bazı güzel hasletler vardır ki, her insan onlara sahip olmak, onları kendi hayâtında yaşamak ister: Sabır, kanaat, cömertlik, tevazu, fedakârlık, cesaret gibi... Çünkü bunlar ve benzeri güzel vasıflar, insana gerçekten "insan" olma özelliği kazandırır. "Güzel ahlâk" adı altında toplanan bu güzel vasıfları "örnek insan" olarak en mükemmel şekilde yaşayan insan, Peygamber Efendimizdir (a.s.m). Onun ahlâkı o kadar yücedir ki, Cenab-ı Hak, ona hitap ederek şöyle buyurur: "Hiç şüphesiz senin için bitmez tükenmez bir mükâfat vardır. Ve hiç şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin." (Kalem Sûresi, 3-4) Yine Kur'ân'da Peygamberimiz için "Allah'ın Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır" (Ahzâb Sûresi, 21) buyurularak, mü'minlerin, hayâtlarının bütün safhalarında onu örnek almaları tavsiye ve emredilir. Çünkü onun ahlâkı bizler için en güzel örnek, onun yaşayışı, halleri, sözleri ve hareketleri en mükemmel modeldir. Peygamberimiz de, "Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim" buyurur ve bu özelliğini, dünyadaki göreviyle bağlantılı olarak dikkat çekip bizlere anlatmaktadır. Onun ahlâkı, Allah'ın övdüğü ve Kur'ân'ın öğrettiği temiz ahlâktır. Yüce Allah, İslâmı insanlığın imdadına gönderip Kur'ân'ı indirirken, İlahî prensiplerin uygulamaya geçişini hayatıyla gösterecek bir insan olarak Peygamberimizi seçmiştir. Kur'ân'da anlatılan güzelliklerin tamamını Peygamberimizin şahsında görmek mümkündür. Sahabîlerin, Peygamberimizin ahlâkı hakkında bilgi almak istemeleri üzerine, Efendimizin hanımı Hz. Âişe şu cevabı vermişti: "Siz Kur'ân'ı okumuyor musunuz? Onun ahlâkı Kur'ân'dı." Peygamberimizin hayâtında ve ahlâkında, her meslek ve seviyeden insan, örnek alacak yönler bulabilir. İnsan olarak onun hayâtından alacağı sayısız fazilet ve güzellik yanında, kendi mesleğini ve toplumdaki yerini ilgilendirecek yüzlerce dersi de alabilir. Çünkü Peygamberimizin hayâtı her yönüyle hepimize örnektir. Meselâ, zengin bir insan, hicretten birkaç sene sonra bütün Arabistan'a hakim olup çok büyük servetlere sahip olan ve hepsini ihtiyaç sahiplerine dağıtan Peygamberimizi kendisine örnek alabilir. Sahipsiz, çaresiz ve kimsesiz insanlar; Mekke hayâtı boyunca akla hayâle gelmeyen işkence ve baskılara maruz kalıp, üstelik bütün yakınları tarafından yalnız bırakılan, ama hiçbir biçimde dâvasından ve inancından taviz vermeyen bir Peygamberi kendine rehber alabilir. Bir öğrenci; Allah tarafından Kur'ân âyetlerini vahiy yoluyla indiren Hz. Cebrail karşısında oturup Kur'ân'ı öğrenen Peygamberimizi hayâtına örnek alabilir. Başarılı bir kumandan; Bedir ve Huneyn Savaşlarında düşmanı mağlûp edip, az sayıdaki mücahitleriyle beraber çok sayıdaki düşman karşısında büyük zaferler kazanan; Mekke'nin fethi sırasında muhteşem ordusuyla şehre girerken, mütevazı halinden, başım devesinin semerine eğecek kadar engin gönüllü ve vakar sahibi bir Peygambere bağlanabilir. Çiftlik sahibi bir insan; fetihlerin hemen sonunda Hayber, Beni Nadir ve Fedek topraklarına sahip olduktan sonra o araziyi ıslah edip, en iyi şekilde ürün alacak kimseleri iş başına getiren, bir avuç toprağı olmayan Sahabîlerine araziyi paylaştıran zeki ve âdil bir Peygamberden ders çıkarabilir. Bir tüccar; hanımı Hz. Hatice'nin ticaretini işleten, ticarette alıp satarken doğruluktan ve dürüstlükten ayrılmayan, Suriye'ye, Basra'ya giden kafilenin en yücesi olan Peygamberimizin yaşayışını, ticarî ahlâkını rehber edinebilir. Küçük yaşta yetim kalmış bir çocuk; ana rahminde altı aylıkken babasını kaybeden, altı yaşında annesinin ölümünü gören, bütün hayâtı anasız babasız geçen, fakat daha sonra insanlığın övündüğü, Allah'ın en çok sevdiği insan, "inci gibi bir yetim" olarak sayılıp sevilen Sevgili Peygamberimizi örnek alabilir. Aklı başında bir genç; gençlik yılları boyunca iffet, doğruluk, haya, edep timsali olan, amcası Ebû Talib'in koyunlarını otlatarak hayâtını kazanan genç Muham-med'in (a.s.m) hayâtını kendisine rehber edinebilir. Çünkü onun yirmi beş yaşma kadarki hayâtı boyunca ve daha sonrasında herhangi bir çirkin hareketine, bir yalanına, hilesine rastlanmamıştır. Halka nasihat eden bir vaiz; mescitte Sahabesine en güzel bir dille yol gösterici hakikatleri anlatan, tavsiye ettiklerini bizzat kendi şahsında mükemmel manada yaşayan, tek bir sözüyle kabilelerin hidayetine vesile olan mürşid Peygamberi hatırlar, onu örnek alır. Kısaca, her insan hangi şartlarda bulunursa bulunsun, hangi meslek ve sanatta çalışırsa çalışsın, sabah-akşam, gece-gündüz, her zaman ve her yerde Sevgili Peygamberimizi kendisi için güzel bir örnek olarak alabilir. Öyle bir rehber ki, ona uyduğumuz zaman hayâtımızın karanlıkları kaybolup, onun nuru sayesinde yolumuz aydınlanır, işlerimiz yoluna girer, hayâtımıza bir düzen ve disiplin gelir. Peygamberimizin hayâtı, insanların meşgul olduğu ve karşılaştıkları her ihtiyaca cevap verebilecek güzel ahlâkın bütün kurallarıyla süslenmiş nurlu bir zincir gibidir. Onun güzel ahlâkı, o nuru arayanların önüne nur serper. Onun hidayeti doğru yolu arayanlara bir kılavuz olur. Onun takdim ettiği şifalı su, ıssız ve kavurucu gaflet çöllerinde bocalayan şaşkın ruhlara bir âb-ı hayât yerine geçer. Ondan gelen ışık huzmeleri isyan ve günah bataklığında çırpınan zavallı insanların kurtuluşa ermelerine ve sahile çıkmalarına yardımcı olacak bir deniz feneri hükmüne geçer.
|
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
BİRAZ İNSAF - ANLAYIŞ!
26/4/2009
ERKEKLERİN KADINLARDAN RİCASIDIR !
* Pembe dizilerdeki sahte aşk nağmelerini bizden duymaya çabalamayın çünkü onlar gerçekten rol yapıyor ve kabak bizim başımıza patlıyor.
* Bir SMS gönderdiğiniz zaman ilk 10 saniyede cevap gelmeyince ikinci SMS’ de "Orda mısın???" diye sormayın. Kesinlikle oradayızdır..!
* Mağazada gelinliklere bakıp "Aaaa ne güzeeel" dediğinizde onun bizim için bir anlamı yoktur. Bizi duygusuzlukla suçlamayın. Gelinlik sadece kızların hayalidir erkeklerin değil!!!
* Saçlarınızı boyattığınızda bunu fark edemezsek anlayın ki yakışmamıştır ve bu bizim suçumuz değildir.
* Çoğu erkek ısrardan ve bir şeyi ikinci kez duymaktan nefret eder; mutlaka ilk söylediğinizi anlamışızdır ama işimize gelmiyordur, lütfen bize geri zekâlı muamelesi yapmayın.
* Alışveriş yapmak hiç zevkli değildir ve asla zevkli olmayacaktır.
* 'Beni seviyor musun?' diye sormayın. Emin olun ki sevmiyor olsak yanınızda bir saniye bile durmayız…
* Bizden sizinle aynı üzüntüyü yaşamamızı ve size tuvalete kadar eşlik etmemizi beklemeyin, o sizin kız arkadaşlarınızın görevidir.
* Bir yere gittiğimizde, hangi kıyafeti giyerseniz giyin, size çok yakışıyor, yemin ederiz. O yüzden bir daha sormayın.
* Biz erkekler gerçekten basitizdir. Mesela sizden ekmeği getirmenizi istiyorsak, aslında sadece acıkmışızdır ve sadece ekmeği getirmenizi istiyoruzdur. Bundan 'ekmek niçin masada değil' diye bir iğneleme yaptığımız sonucunu çıkarmayın zira tüm erkekler edebiyatçı değildir…
* Eğer farkında olmadan 2 değişik şekilde anlayabileceğiniz bir şey söylemişsek ve bunlardan biri kötü ve sizi üzecekse, kesinlikle diğer anlamında söylemişizdir, boşuna bizi sıkıntıya sokmayın…
* Biz farklı anlamlar taşıyan dolaylı, mecazlı soruları anlamayız. Ne istiyorsanız doğrudan söyleyin ve bizi yormayın…
* Eğer şişmanladığınızı düşünüyorsanız ki büyük ihtimalle şişmanlamışsınızdır. Bize sormayın, cevap vermeyi reddediyoruzdur.
* En karmaşık durumda bile bizim için temel kural şudur: 'En kolayını seç'. Bizden komplike (karışık) şeyler beklemeyin.
*Sarımsı Yeşil, Açık Yeşil Likör yeşili, Çimen Yeşili, Kireç Yeşili, Yayla Yeşili, Orta Deniz Yeşili
Yukarıda saydıklarınız vallahi hepsi yeşil işte..! Lütfen bizi zorlamayın..?
* Erkeklerin çoğunun en fazla 3 çift ayakkabısı vardır. O yüzden 30 çift ayakkabınızdan hangisinin kıyafetinize uyacağını bilmiyoruzdur lütfen sormayınız ayrıca uyum diye bir şey yoktur ve sırf uyum için giyeceğiniz şeyleri 1 hafta önceden tasarlamanız tamamen sizin takıntınızdır. Mavi kotun üstüne her renk ve desen bluz giyilebilir.
* Kırmızı tokanız var ve sırf bu tokaya uyum sağlaması için lütfen kırmızı takım elbise almaya bize mağazaları dolaştırmayınız..!
* Cuma + Cumartesi + Pazar = Bol yemek ve mutfak gerçekliğinin icrasıdır…
* Bizi anlamaya çalışın; ancak bizi anlama işini lütfen fazla abartmayın çünkü çok kolay anlaşılır erkekler.
* Evi temizleyip yorulduktan sonra, yüzünüze bakılmayacak haldeyseniz, yaptığınız temizliğin bizim için bir anlamı yoktur, takdir beklemeyin. Temiz bir evden ziyade bakımlı görünen bir kadınla bir evi paylaşmak daha anlamlıdır…
* Ev işlerinden sonra yattığınız yerde sızıp kalıyor ve her türlü kur çabasına yorgunum diyorsanız bu bizi bozar… Bir erkeğe temiz evden önce temiz bir eş ve hatta sadece bir eş lazımdır. Temizlik bir temizlikçi tarafından da yapılabilir ama bazı şeyler temizlikçi ile yapılmaz… Yapılmamalı da. Bizi zorlamayın..!
* Aylarca süren baş ağrıları baş ağrısı olamaz, mutlaka bir doktora gidin.
* Size 'neyiniz var' diye sorduğumuzda, 'hiç bir şeyim yok!!!' derseniz size inanırız, bizim için olay bitmiştir. O yüzden bir şeyiniz varsa doğrudan söyleyin sonra bizi anlayışsız durumuna düşürmeyin…
* Canım sıkılıyor hiç dışarı çıkmıyoruz hep evdeyiz farkında mısın diye sormayın farkındayızdır. Sadece nereye gitmek istediğinizi söyleyin bizi yormayın...
* 30 civarında ayakkabınız ve dolaplar dolusu elbiseniz varken bizi iflas ettirmek bir sevgi gösterisi değildir.
Veli kara-2009
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Bildiklerimizi Uygulamak!
12/4/2009
DEĞERLİ ÖĞRENCİLER..!
BUNLARIN KÖTÜ HUY VE DAVRANIŞLAR OLDUĞUNU BİLİYORMUYDUNUZ..?
1. YALAN SÖYLEMEK
2. KİBİRLENMEK
3. İFTİRA ATMAK
4. HIRSIZLIK ETMEK
5. KALP KIRMAK
6. HARAMA BAKMAK
7. LANET ETMEK
8. KISKANÇLIK
9. MÜNAKAŞA ETMEK
10. GIYBET ETMEK
11. CİMRİLİK ETMEK
12. İSRAF ETMEK
13. SİNİRLENMEK
14. KİN TUTMAK
15. BEDDUA ETMEK
16. TÖVBE ETMEMEK
17. FARZLARI YAPMAMAK
18. SÖZÜNDE DURMAMAK
19. ALLAH’TAN KORKMAMAK
20. SIR SAKLAMAMAK
21. GÖSTERİŞ YAPMAK
22. ÇİRKİN SÖZ SÖYLEMEK
23. LAKAP TAKMAK
24. ÇOK KONUŞMAK
25. AYIP ARAŞTIRMAK
26. YIKICI TENKİT YAPMAK
27. ÖZÜRÜ REDDETMEK
28. İNAT ETMEK
29. ÖVÜLMEYİ SEVMEK
30. KÂFİRLERİ SEVMEK
31. CAHİLLİKTE ISRAR ETMEK
32. MAL VE MEVKİ HIRSI
33. BİD’AT İŞLEMEK
34. ÂLİMLERE DÜŞMANLIK
35. MÜSLÜMANA DARGINLIK
36. BELAYA SEVİNMEK
37. YALANCI ŞAHİTLİK
38. EMANETE HİYANET ETMEK
39. AYIPLANMA KORKUSU
40. FİTNE ÇIKARMAK
41. İBADETİNİ BEĞENMEK
42. ÇOK YEMİN ETMEK
Veli kara 04/ 2009
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
KİTABIMIZ KU'RAN-I ANLAMAK İÇİN..!
11/3/2009
Kur'an'ı Anlamak için
ARAPÇA
Bir yabancı dili öğrenmek, uzun zaman alan, yorucu ve sabır isteyen bir iştir. Dil öğrenmenin ideal yolu çocuğun ana dilini öğrendiği doğal yoldur. Burada çocuk annenin dilinden anlamaz, anne de çocuğun dilinden anlamaz, fakat çok geçmeden çocuk, annesinin dilini konuşmaya başlar. _İnanılmaz ve imkânsız gibi görülen bu durum bir gerçek olup milyarlarca çocuk anadilini bu şekilde öğrenmektedir. Modern ve ideal yabancı dil öğretimi yukarıdaki doğal yol izlenerek yapılmaktadır. Meselâ, _İngiltere’de_İngilizceden başka dil bilmeyen bir öğretmen, sınıfındaki Türk, Arap, Japon talebelere, öğretmen ve talebeler birbirlerinin dilini bilmedikleri halde, daha ilk günden itibaren _İngilizce öğretmeye başlıyor ve bir sene sonra da bu talebeler _İngilizce öğrenip birbirleriyle anlaşıyorlar. Yabancı dil bilmenin içinde, konuşma, anlama, okuma, yazma gibi kısımlar bulunur. _ideal dil öğretiminde bir kaç sene içinde bunların tamamı gerçekleşir. _ideal metodun dışına çıkıldığında ise, çok büyük gayretlere rağmen ancak anlama gerçekleşmektedir. Yani bu kişi yabancı dili iyi konuşamaz, konuşulanı iyi anlayamaz, telâffuzu bozuk olduğundan iyi okuyamaz ve okuduğunu da karsısındaki iyi anlayamaz. Fakat kendisine verilen yazılı bir şeyi, ancak anlar.
Her Müslümanın bir Arapça öğrenme tutkusu ve ihtiyacı vardır. Dinî tahsil yapmayanların ideal bir metotla Arapça öğrenmeye ne vakitleri vardır ne de ihtiyaçları. Onlar için gerekli olan, ibadetlerinde okudukları Arapça dua ve Kur'an Ayetlerini anlayabilmektir. Her Müslüman için lazım olan da budur. Arap ülkelerindeki yazılı metinlerde, kitap ve gazetelerde, _İslam kültürünün klasik kaynaklarında hareke yoktur. Arapça bilmeyen ve Arap olmayan milyonlarca insan Allah'ın kitabını anlamak için ya Arapça öğrenecekler veya ibadetlerini gereği gibi yapamayacaklardır.
Kur’an’ı okuyarak ibadet ediyoruz. Yapmamız gereken, pratik bir yol bularak, Kuran’ı anlayabilmek için basit bir Arapça öğretim metodu geliştirmektir. Kuran’ı anlayabilecek kadar Arapçayı öğrenmek hem zor değil ve hem de her yerde öğrenmek mümkündür. Bunun ilk basamağı, bilen birisinden, cami görevlisi imam veya müezzinden, Kur'an Kurslarından Kuran’ı yüzünden okuyabilmeyi öğrenmektir. Zaten her Müslüman bu basamağı geçmek zorunda olduğundan öğrenme daha da kolaylaşır. Geriye kalan, dinî kelimelerin mümkün olduğu kadar dışına çıkmadan, basitleştirilmiş bir şekilde, Arapça dilbilgisi ve cümle yapılarının, bu kelimeler ile öğretilmesidir. Kuran’ı yüzünden okuyabilen bir kişi, Arapça kelimelerin anlamları verildiği taktirde, Kuran’ı Kerim Ayetlerini anlayabilir bir seviyeye gelecektir. Arapça kelimenin altında Türkçe karşılığı bulunan kelime mealli bir Kur'an alarak, ondan senede bir kez hatim yapmaktır. Böylece sabırla devam ettiğiniz takdirde, her sene kelime hazineniz gelişecek ve bir müddet sonra, Kuran'ı okurken bilemediğiniz kelimelere altlarındaki Türkçe anlamlarına bakmak suretiyle Kur'an'ı anlayarak okuyabilir hale geleceksiniz. Yüce Allah’tan başarılı olmayı ve anlamayı nasip etmesini dilerim.
TAVSİYELER / VELİ KARA 2009